Ana Sayfa    İslami Forum    İSLAMİ SOHBET'E GİRİŞ    Hz.Muhammed (s.a.v.)    Haberler    Sağlıklı Yaşam   
  Sonsuza Açılan Pencere ( Adem Tatlı )

% 20
Piyasa Fiyatı
5,00 YTL ( KDV dahil )
Bizde KDV Dahil
4,00 YTL
Havale ile
3,88 YTL
* Bu fiyat sadece internet sitemizde geçerlidir.
* Havale ile yapacağınız ödemelerde % 3 indirim uygulanır.
devamı   | 0 yorum   |   2 views   |  28 Haziran 2008
 
  ZİHİN HARMANI VE VUSLAT MUŞTUSU ( KAMPANYA )

Değerli Hoca Efendinin kale Aldığı Kitapların Kampanya Fiyatları :)

Okumunuz Ümini İle

% 43
Piyasa Fiyatı
15,50 YTL ( KDV dahil )
Bizde KDV Dahil
8,90 YTL
Havale ile
8,64 YTL
* Bu fiyat sadece internet sitemizde geçerlidir.
* Havale ile yapacağınız ödemelerde % 3 indirim uygulanır.
0,74 YTL den başlayan taksitli Ödeme Seçeneklerini görmek için tıklayınız.
Bu ürün 3 iş günü içerisinde KARGO’ya verilir.
devamı   | 0 yorum   |   10 views   |  28 Haziran 2008
 
  Risale-i Nur Okuma Programı

Selamün Aleyküm

Daha önce sitemize bu programı eklemiştik, fakat hemenpaylaşın kapanmasından dolayı silinmişti. Tekrar ekliyoruz, inşallah istifade edersiniz.

http://img252.imageshack.us/img252/6…lerinrevi2.jpg

http://rapidshare.com/files/4748308/…ur_Okuma-3.zip

Bu programda Yüce KUR’AN-I KERİM’İ, Büyük İlmihal ve ( NİMET-İ İSLAM) Mufassal İlmihali, Risale-i Nur Külliyatı’nın tamamını ve büyük Lügat’ı bulabilirsiniz. Program ayrıca arapça yazı yazma, Arapça veya Türkçe metin yada kelime arayabilme gibi birçok özelliği bizlere sunuyor. Programı kullanışlı yapan özelliklerden bir tanesi şu ki; anlamını bilmediğiniz bir kelime ile karşılaştığınızda, bu kelimeyi seçip, LÜGAT butonuna tıklamanız yeterli.

Download Risale-i Nur Okuma 3

Boyut: 53 Mb

devamı   | 5 yorum)   |   49 views   |  28 Haziran 2008
 
  Aile Reisi Olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)

Hz. Peygamber, henüz gençlik yıllarında yirmi beş yaşında iken Mekke’de Hz. Hatice ile evlenerek bir aile yuvası kurmuştu. O sıralarda birden çok kadınla evlenmek, Araplar arasında son derece yaygın bir adet olmakla beraber Peygamber Efendimiz, Hz. Hatice vefat edinceye kadar başka bir kadınla evlenmemişti. Hz. Hatice vefat ettiği zaman Peygamber Efendimiz elli yaşında idi. Daha sonraki yıllarda özel bir takım sebep ve hikmetlerle Hz. Peygamber birden çok kadınla evlendi. Bu evliliğin sebeplerini, İslam düşmanlannın yaptığı gibi nefsanî ve şehevanî arzulara bağlamak asla doğru değildir. Çünkü Hz. Peygamber’in çok evliliği iddia edildiği gibi böyle bir sebebe bağlı olsaydı, bu evliliklerin Hz. Peygamber’in söz konusu arzuyu daha ziyade duyacağı gençlik yıllarında ve ilk evliliğini hemen takip eden seneler içerisinde cereyan etmesi gerekirdi. Halbuki Hz. Peygamber, tam yirmi beş yıl sadece Hz. Hatice ile evli kalmış, onun vefatından sonra kendisi elli yaşını geçmiş olduğu halde şartlar gerekli kıldığı için yeni evlilikler yapmıştı. Bazan evlilik dolayısıyla temas kurulan ve yakınlık sağlanan yeni kitlelere İslam’ın iletilebilmesi düşüncesi, bazan evleneceği zeki, kabiliyetli ve bilgili eşi vasıtasıyla kadınları İslami esaslara göre daha rahat eğitebilme arzusu, bazan savaş dolayısıyla ortaya çıkan şiddetli düşmanlık ve kini onlar arasından evlilik yaparak bertaraf edip muhatap kitlelerini celbetme lüzumu, bazan İslam hukukunun getirdiği yeni bir hükmü bizzat Hz. Peygamber’in tatbik ederek topluma örnek olma zorunluluğu gibi dinî, siyasî, hukukî, sosyal bir çok sebep ve hikmet Hz. Peygamber’in çok evlenmesini gerekli kılmıştı. Peygamber Efendimizin zevcelerinin toplam sayısı on bir olup şunlardı: Hatice bint Huveylid, Sevde bint Zem’a, Âişe bint Ebûbekir, Hafsa bint Ömer, Zeyneb bint Huzeyme, Ümmü Seleme bint Ebû Ümeyye, Zeyneb bint Cahş, Cüveyriye bint elHaris, Ümmü Habîbe bint Ebu Süfyan, Safiyye bint Huyey ve Meynûne bint el-Haris. Reyhâne ve Mâriye ise cariyeleri idi. Hz. Peygamber’in zevcelerinden Hz. Hatice, Mekke’de peygamberliğin onuncu yılında, Zeyneb bint Huzeyme ise Medine’de Hicretin dördüncü yılında vefat etmişti. Bu sebeple Peygamber Efendimizin bir arada dokuz eşi bulunmuş ve bu sayıya da vefatına yakın bir zamana varıncaya kadar uzun bir sürede evlilik zarureti çıktıkça aralıklarla ulaşılmıştır. Hz. Peygamber’in bu zevcelerinden Hz. Aişe dışındakilerin tamamı Rasülullah ile evlendikleri sırada dul idiler ve pek çoğunun eski eşlerinden çocukları vardı; üstelik çoğu yaşlı da idi.

devamı   | 1 yorum   |   12 views   |  28 Haziran 2008
 
  Komutan Olarak Hz.Muhammed (sav)

Kureyş müşrikleri başta olmak üzere İslam düşmanlarının faaliyetleri ve İslam’ın varlığına müsaade ve müsamaha göstermeyen tavırları, İslam’ın yeterli bir güç ve otoriteye kavuştuğu Medine’ye hicretten itibaren düşmana karşılık vermeyi gerekli kılmış ve bunun bir sonucu olmak üzere, Hz. Peygamber’in hayatında savaşlar, kaçınılmaz olarak zaman zaman ortaya çıkıp hayatının sonuna kadar devam etmişti. Bu sebeple tertiplenen askerî seferler göstermiştir ki; Hz. Peygamber fevkalade yüksek bir komuta güç ve dirayetine, eşsiz bir askerî kabiliyete sahip idi. Savaş usûl ve taktikleri, hücum, savunma ve manevra şekilleri konusunda mükemmel bilgileri, savaş araç ve gereçleri hususunda yeni gelişmeleri takip ederek başarı ile uygulama hassasiyeti vardı. Son derece cesaretli ve şecaatli olduğundan Uhud ve Huneyn gazvelerinde olduğu gibi savaşın en hararetli ve kritik anlarında şiddetli düşman hücumları karşısında Ashabın tereddüte düştüğü, bazılarının dağıldığı sıralarda bile sebat gösterir, en tehlikeli anlarda Ashabı O’nun yanına sığınarak kendilerini korurlardı. Son ana kadar savaşın kesin sonucu bilinemeyeceğinden, düşmanın muzaffer göründüğü durumlarda bile metanetini kaybetmez ve akl-ı selîm ile düşünerek dağılan kuvvetlerini toplayıp karşı taarruzu gerçekleştirerek üstünlük sağlardı. İstihbaratın askerlikteki önemini gayet iyi bildiğinden cihad öncesinde, savaş sırasında ve sonrasında düşman faaliyetleri konusunda bilgiler toplamaya özen gösterir, küffar arasında devamlı istihbarat elemanları bulundururdu.

devamı   | 0 yorum   |   6 views   |  28 Haziran 2008
 
  İdareci Olarak Hz. Muhammed (s.a.v.)

Kur’an-ı Kerîm’in ihtiva ettiği ayetler ve İslamiyet’in mahiyeti, insanların birbirleri ile olan münasebetlerini ve dünya hayatının da tanzimini gerekli kıldığından; Hz. Peygamber, teşekkül ettirdiği İslam cemiyetini yönetecek esasları koyarak bizzat tatbik etmiş ve Medine’ye hicretten itibaren varlık kazanan İslam devleti’nin ilk başkanı olmuştu. Hz. Peygamber’de mevcut yüksek idarecilik kabiliyet ve özellikleri o andan itibaren daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Tabilerini kendisine kayıtsız şartsız bağlama imkanına rağmen, Peygamber Efendimiz devlet yönetiminde cahiliye döneminin aksine, tebeası üzerinde tahakküm kurma cihetine gitmemiş; bu bakımdan, yönetimde ve yönetim anlayışında bir inkılap gerçekleştirmiştir. Cahiliye döneminde Araplar kendilerini temsil ve idare eden kabile reisine kayıtsız şartsız bağlanarak haklıhaksız her hususta ona itaata mecbur tutulur ve reisin emir, fiil ve davranışlarına itiraz hakkına sahip bulunmazlardı. Peygamber Efendimiz ise devlet yönetiminin temel esası olarak istişareyi kabul etmiş, Cenab-ı Hak’tan emir almadığı her hususta mutlaka ashabıyla istişare ederek durumu onların müzakeresine açmıştır. Adalet ve hakkaniyet ölçülerine uyma, O’nun kaçınılmaz prensiplerinden idi. Adalet önünde soy, mevki, makam, mal, mülk gibi farklılıklar gözetmez; hakkın yerini bulmasına gayret gösterirdi. Kendisine, hırsızlık yapmış eşraftan Fatıma adlı bir kadın getirilmiş ve bazıları aracılık yaparak cezayı hafifletmek istemişlerdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz öfkelendi ve “Hırsızlık yaparak getirilen, kızım Fatıma dahi olsa elini keserdim” buyurdu (Buharî, Hudüd 12; Müslim, Hudüd 8,9). Devlet idaresi için çeşitli kademelerde görevli tayininde ehliyet ve liyakat esasına riayet eder; layık olan kişileri yaşları küçük olsa da, soylu ailelerden olmasalar bile görevlendirirdi. Hak olan hususlarda kendisine ve görevlilerine itaat edilmesini ister; ancak hakka ve hakikata uymayan konularda tebeanın itaat mükellefiyetinde olmadıklarını belirtirdi.

devamı   | 0 yorum   |   3 views   |  28 Haziran 2008
 
  Hz. Peygamber’in Şahsiyeti ve Ahlakı

Peygamber Efendimiz, bedenen olduğu kadar ahlak ve şahsiyeti itibariyle de insanların en mükemmelidir. Bu hususta yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Şüphesiz ki sen, büyük bir ahlak üzeresin” (el-Ka-lem, 68/4). Bizzat Hz. Peygamber; “Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur (Muvatta’, Husnü’1-Hulk, 8). Biliyoruz ki, Peygamber Efendimiz çocukluğundan beri Cenab-ı Hakk’ın kontrol ve murakabesi altında idi. Bu sebeple O; “Beni Rabbim terbiye etti ve güzel terbiye etti” buyurmuş (Süyüti, el-Ca-miu’s-Sağîr 1/14); hayatı boyunca gayri İslamî ve gayri insanî hiç bir söz, davranış ve fiil ondan sadır olmamıştır. Peygamberliğinden önce de doğru sözlülüğü, dürüstlüğü, ahde vefası,

devamı   | 0 yorum   |   1 views   |  28 Haziran 2008
 
  Hz. Peygamber’in Vücut özellikleri

Hz. Peygamber’in Vücut özellikleriHz. Peygamber, uzuna yakın orta boylu, pembemsi nuranî beyaz tenli olup iri yapılı idi. Ama şişman değildi ve göbeği göğüs hizasından taşmazdı. Uyumlu ve dengeli bir vücuda sahip olan Hz. Peygamber’in başı irice olup O’na ayn bir güzellik ve heybet veriyordu. Saçları kumral olup düz ile kıvırcık arasındaydı ve kulak yumuşağına kadar uzanırdı.

Saçını çoğu zaman tam ortasından ayırarak iki yana doğru tarardı. Muntazam ve gür bir sakalı vardı. Saç ve sakallarındaki beyaz tel sayısı vefat anlarında yirmiyi bulmuyordu. Saç ve sakal bakımını asla ihmal etmez, yanında devamlı tarak bulundururdu. Kaşlarının arası hafif aralıklı, gözleri siyah, burnunun üst tarafı gayet itidal üzere yüksekçe, dişleri muntazam ve tertemizdi.

devamı   | 0 yorum   |   26 views   |  28 Haziran 2008
 
  Tamamlanan İslam İnkılabı ve Hz. Peygamber’in Vefatı

Zamana ve zemine uygun bir şekilde nerede nasıl hareket edeceğini gayet mükemmel hesap eden ve planlı bir strateji uygulayan Hz. Muhammed, yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede tarihte eşine rastlanılmayacak büyük bir inkılabı gerçekleştirmişti.

Kırk yaşında peygamberlik görevine başladığı zaman yapayalnızdı, güçsüzdü, maddi imkanları yoktu. Buna mukabil, mücadeleye giriştiği toplum, tasavvur edilebilecek en aşağı seviyede bulunuyordu.

Müşriklerin inanç ve ibadetleri son derece mantıksız ve gülünçtü; ahlak telakkileri müptezeldi; hak, adalet anlayışları zulmün göstergesiydi; menfaatler her şeyin üstünde tutuluyordu. Böyle bir ortamda Hz. Peygamber’in yılmadan yorulmadan, büyük bir azim ve iştiyakta yürüttüğü İslam daveti, yirmiüç senede öyle bir sonuç verdi ki; artık o dönemden “Asr-ı Saadet” “Saadet asrı” diye bahsetmek gerekecekti.

devamı   | 0 yorum   |   22 views   |  28 Haziran 2008
 
  Peygamberliği ve Mekke Dönemi

Böylece kendisine verilecek ilahî risalet görevini üstlenebilecek bir seviye ve vasata geldiği bir sırada, kırk yaşında iken yine böyle bir uzlet anında Hıra mağarasında, Cenab-ı Hakk’ın peygamberlere vahiy getirmekle görevli meleği Cebrail (a.s), O’na ilk vahyi, Alak Suresi’nin ilk beş ayetini getirdi. Artık Allah’ın Rasülü, insanları hak din olan İslam’a çağırmakla görevli idi.

O, bu görevine ailesi halkından ve hak davaya gönül verebilecek yakın arkadaşlarından, gerçeği kabul edebilecek kabiliyetde olan, fıtratı bozulmamış, düşünme istidadı körelmemiş kişilerden başladı, ilk önce O’nu sevgili eşi Hz. Hatice tasdik etti. Erkeklerden Hz. Ebubekir, çocuklardan Hz. Afi, azadlı kölelerden Zeyd b. Harise kendisine ilk iman eden kimselerdi. Ardından Hz. Ebübekir’in de aracılığıyla Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. el-Avvam, Talha b. Ubeydullah, Sa’d b. Ebî Vakkas, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah, Sa’id b. Zeyd, Abdullah b. Mes’ud gibi şahsiyetler müslüman oldular.

devamı   | 2 yorum)   |   40 views   |  28 Haziran 2008
 
  Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Doğumu ve Çocukluğu ve Gençliği

İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah Teala tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke’de doğdu. İslam tarihi kaynakları, Hz. Peygamber’in nesebi ta Hz. Adem’e kadar sıralanan Şecere tabloları ile belirlemişlerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber’in yirminci göbekten atası olan Adnan’a kadar ittifak edilmiş, ancak Adnan’dan sonra verilen isimlerde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ama O’nun Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail soyundan olduğunda şüphe yoktur. Buna göre Adnan’a kadar Rasulullah’ın şeceresi şöylece sıralanır:

devamı   | 12 yorum)   |   253 views   |  28 Haziran 2008
 
  Ümmetimden 70 bin kişi sorgusuz cennete girer

Ümmetimden 70 bin kişi sorgusuz cennete girer
Ümmetimden 70 bin kişi hiç sorguya ve suale çekilmeden cennete girerler.
Onların özellikleri şunlardır:

Üfürükçü aramazlar. (Falcı peşinde koşmazlar) .

Uğursuzluk nedir bilmezler ve (uğursuz obje) kabul etmezler.

Yalnız Rablerine tevekkül ederler.
(Buhari, Müslim)

Hadiste cennete sorgusuz giren mü´minlerin sahip oldukları 3 özellik üzerinde duruluyor.

Birincisi; üfürükçülere, medyumlara ve falcılara değer verip te peşlerinden koşmamak.

İkincisi; eşyada ve olaylarda, uğursuzluk endişesi ve inancı taşımamak.

Üçüncüsü de, Allah´a tam teslim olup tevekkül etmek.

devamı   | 0 yorum   |   11 views   |  28 Haziran 2008
 
  Her tesbih,hamd,tekbir ve tehlil’in sadaka oluşu

Ebu Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır, iyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek’at namaz bütün bunları karşılar.” [1]

devamı   | 0 yorum   |   7 views   |  28 Haziran 2008
 
  Avukatı: ABD’de Gülen aleyhine ne iddianame var

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, Fethullah Gülen hakkında verilen beraat kararına yapılan itirazı reddetmesi üzerine bazı gazete ve televizyonların mahkeme konusu iddiaları yeniden gündeme getirmesi tepki topladı.

Fethullah Gülen’in avukatı Orhan Erdemli, bazı çevrelerin beraat kararını hazmedemediğini ve onur kırıcı iddialarla yeni bir karalama kampanyası yaptığını açıkladı.

devamı   | 0 yorum   |   3 views   |  28 Haziran 2008
 
  Dua aynı dua, amaokuyan ağız farkı…

Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden:

Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)’ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder:

- Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der.

Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş…

- Al, der fakire. İhtiyacını karşıla!

Fakirin gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olur:

devamı   | 0 yorum   |   3 views   |  28 Haziran 2008
 
  İnternetin zararlarından korunma çareleri…

Günümüzde internet denilen bir iletişim aracı gittikçe yaygınlaşıyor, şimdiye kadar görülmemiş süratte dünya ile iletişim sağlıyor, topyekûn insanlığa büyük çapta faydalı hizmetler veriyor. Denebilir ki, çağın en büyük kolaylığını sağlayan hizmetlerin vericisi durumuna giriyor internet.

Ancak bu yaygın faydasına rağmen bazı aileler de bu faydalı sistemin zararlı şekilde kullanılmasından şikâyetçi oluyorlar. Bu aracın içinde her türlü iyilikler, kolaylıklar olduğu gibi; kötülükler yanlışlıklar da söz konusu olabiliyor. İyiliklerinden istifade edip kötülüklerinden de aile ve çocuklarımızı korumak için ne yapmalı, nasıl tedbirler almalıyız, diye sorular da sıralıyorlar.

devamı   | 0 yorum   |   6 views   |  28 Haziran 2008
 
  Allah aksırmayı sever; esnemeyi sevmez..

Allah aksırmayı sever; esnemeyi sevmez..

Ebû Hüreyre (ra) rivâyet eder: Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur: “Allah aksırmayı sever; esnemeyi sevmez. Sizden biriniz aksırır ve Allah’a hamd ederse, onu işiten her Müslüman’a ‘yerhamüke’llah’ demek hak olur. Esnemeye gelince; şüphesiz o şeytandandır. Biriniz esnemek hali geldiğinde gücü yettiği kadar onu gidermeğe çalışsın. Çünkü biriniz esnediğinde şeytan ona güler.”1

Bu hadîse göre, Cenâb-ı Hakk’ın aksırma sıfatını sevdiği; esneme sıfatını sevmediği anlaşılıyor. Hadîsin devamında esnemenin şeytandan olduğu beyanına baktığımızda; yorgunluk, uykusuzluk veya ruhsal gerginlik hallerinde meydana gelen gafletimizden faydalanan şeytanın kalbimiz yakınlarındaki yuvasına gelmek istediğini ve bu esnada vücut mekanizmamızın buna karşı tepkisini “esneme” sûretiyle ortaya koyduğunu anlamak mümkün. Hiç şüphesiz bünyemize şeytanın gelişi Allah’ı hoşnut etmez. Ağzımızı rast gele açarak esnemek, edep ve nezâkete de uygun düşmez. Esneme halini gideremez isek, elimizle ağzımızı kapamamız tavsiye edilmiştir.

devamı   | 0 yorum   |   13 views   |  27 Haziran 2008
 
     
 


 



  Fatih’i “Fatih” Yapan Âlim: Molla Gürani
  Çanakkale Vadilerindeki Yeşil Kuşlar
  Akşemseddin ve Hacı Bayram-ı Veli hazretleri
  Dünyanın Eğimini Hesaplayan Ahmed Fergani
  Evrim Anoforu Üzerine Bir Tedkik
  İnsan Beyni “Allah’a İnanmaya Programlanmı
  Hücre Tesadüfü Reddediyor
  Çocuğum uyumak istemiyor!
  Renklerin kıyafetleriniz üzerindeki etkileri
  Dua kaderi değiştirir mi? – Muhammed Bozdağ
  Sevdiğini Söyle
  Taziyename
  Evrim Aldatmacası ve Bilim
  ‘İbn-i Sina’ Hayatı, Eserleri, Sözleri [Tıbba Yön Veren Tabip]
  Kur’ân-ı Kerim Türkçe Meâli “Nas Sûresi”
  Uçmayı Başaran İlk Türk ‘Hezarfen Ahmed Çelebi’
  İnternet hızınız yavaşsa ‘SpeedGuide TCP Optimizer’
  Emanet ‘Yaşanmış Öykü’
  Fatih’i “Fatih” Yapan Âlim: Molla Gürani
  Çanakkale Vadilerindeki Yeşil Kuşlar
  Akşemseddin ve Hacı Bayram-ı Veli hazretleri
  Dünyanın Eğimini Hesaplayan Ahmed Fergani
  Evrim Anoforu Üzerine Bir Tedkik
  İnsan Beyni “Allah’a İnanmaya Programlanmı
  Hücre Tesadüfü Reddediyor
  Çocuğum uyumak istemiyor!
  Renklerin kıyafetleriniz üzerindeki etkileri
  Dua kaderi değiştirir mi? – Muhammed Bozdağ
  Sevdiğini Söyle
  Taziyename
  Evrim Aldatmacası ve Bilim
  ‘İbn-i Sina’ Hayatı, Eserleri, Sözleri [Tıbba Yön Veren Tabip]
  Kur’ân-ı Kerim Türkçe Meâli “Nas Sûresi”
  Uçmayı Başaran İlk Türk ‘Hezarfen Ahmed Çelebi’
  İnternet hızınız yavaşsa ‘SpeedGuide TCP Optimizer’
  Emanet ‘Yaşanmış Öykü’