Ana Sayfa    İslami Forum    İSLAMİ SOHBET'E GİRİŞ    Hz.Muhammed (s.a.v.)    Haberler    Sağlıklı Yaşam   
  Yalvarış

Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Aşığa ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.

Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun

Abdurrahim Karakoç

devamı   | 1 yorum   |   0 views   |  31 Temmuz 2008
 
  ihtarlarlar ve ibretler

Hayat,gençlik ve hevesat cihetinde gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak isteyen gence;

** HASTANE kendi lisanı ile dedi: Bana gelen gençlerin ekserisi içki,sigara gibi kötü alışkanlıklarından muzdarip hastalardır. Bunun yanında iflas edip bunalıma giren tüccardan, ölüm korkusu ile huzuru kaçan tevekkül ve teslimiyetten nasibini almamışlarda devamlı misafirlerimizden. Tabii ki orta yaş ve yaşları çok ilerlemiş artık dünyadan gitme vaktini bekleyenlerde her zaman mevcut. Aslında seni koridorlarımda dolaştırıp insanların ne kadar çaresiz kalabileceklerini küçücük mikroplara nasıl yenildiklerini göstermek isterdim. Evet göstermek isterdim sabit bakışları ile bir ölüden tek farkının nefes almak olan felçli hastaları göstermek isterdim. Son anlarını yaşayan bir hastanın başında hıçkırıklarını tutamayan gözü yaşlı ve çaresiz hasta yakınlarını göstermek dakikalarca seyrettirmek isterdim. Ömrünü tamamlayanların benim soğuk odamda hem de en yakın akrabaları tarafından yerin altına gömülmek için sessiz fakat çok şey anlatan bir tavırla beklediklerini.
Genç adam; Belki bu manzaraları gelip görmüşsündür. Bana kazalar hariç inançlı gençler pek uğramazlar,zira inançları onları bu kötü alışkanlıklardan korur. İnançlı fakat hayatının sonuna yaklaşmış yaşlılar ve onların yakınlarına gelince bu insanlar gerçekten dünyanın faniliğine inanmış bahtiyar insanlar,ölüme gülerek giden insanlar. Yakınları da oldukça mütevekkil olup canı verende canı alanda Allah’tır deyip sabrediyorlar. Bu sayede bunalıma girmiyorlar. İnançsızların veya ibadetsizlerin durumunu herhalde tahmin ediyorsundur.
Eğer bir gün seni derinden etkileyecek nasihatlara ihtiyacın olursa hiç çekinme bana gel, çaresiz hastaları, hayatını kaybetmiş insanları görünce eminim titreyip kendine geleceksin. Ne diyeyim ben imanın hem dünya adına hem de ahiret adına insanlara saadet getireceğine inanıyorum. İmanın değerini iyi bil. Dünyanın fani insanın çok aciz olduğunu sakın unutma. Allah yardımcın olsun.
** HAPİSHANE kendi lisanı ile dedi: ŞANSLI DELİKANLI, Evet Şanslısın çünkü ibret almak istiyorsun. Benim yanıma gelen gençlerin büyük çoğunluğu insanlara kötülük eden kişilerdir. Bana uğradıktan sonra gençlik heyecanından kurtulup oturup düşünme imkanı bulan bu insanların hepsini derin bir pişmanlık içinde gördüm. Hele benimle olan beraberlikleri uzadıkça içlerinden gele gele keşke yapmasaydım keşke etmeseydim… demeleri yok mu ? Emin ol benim soğuk duvarlarımın göz yaşı dökesi geliyor. Ben de diyorum ki keşke keşke bu insanlara Allah korkusu ahiret inancı verilseydi de bu hatalara düşmeseydiler.
UNUTMA!: SENDEKİ BÜTÜN GÜZELLİKLERİN KAYNAĞI İSLAMİYETTİR. SAKIN İSLAMİYETTEN ELİNİ GEVŞETME SIMSIKI SARIL YOKSA MAHVOLURSUN.
** SEFALETHANE kendi lisanı ile dedi: Bana uğrayan gençlerin çoğu ya Allah’a teslim olmayı unutmuş tevekkülsüzlerdir ki bunların çoğunun ruhu kararmış çareyi sarhoş olmakta bulmuşlardır. Ya da aileleri söndüren ve hiçbir zaman kazananı olmayan kumar batağına düşmüş oynadıkça batan,battıkça oynayan zavallılardır.
ONLARA ACI!. Sakın küçük görme. Çünkü bu insanlara sana verildiği gibi nasihat verenler olmadı. İman etmenin güzelliğini Allah’ı unutmanın dünyayı zindana çevirdiğini anlatan olmadı. Kendi durumuna çok şükret ve benim yanıma uğrayan bu insanlar içinde dua et, et ki imanın zevkine varıp kurtulsunlar bu bataktan.
** KABRİSTAN kendi lisanı ile dedi: MERAKLI GENÇ ADAM, Ne oldu birden beni görünce korktun. Korkmana gerek yok. Ben sen ve senin gibi imanlı insanların cennete gitmesine vesile olan bir bekleme salonuyum. Sizleri kıyamet gününe kadar misafir edip sonra cennete uğurlayacağım. Ama yine de ibret alman için gel seninle dolaşalım. Bak şu ilerideki çocuğu görüyor musun ne kadarda sevimliymişYa şu genç hayatının en güzel çağında benim mekanıma gelmek zorunda kalmış. İlerideki ihtiyarı görüyorsun değil mi ? sanki uzun hayatının yorgunluğunu atarcasına hiç kımıldamıyor. Bunun sana genç,ihtiyar,küçük,büyük,herkesin ansızın bana gelebileceğini anlaman, HAZIRLIKLI olman için gösterdim. İstersen bazı mezarları ziyaret edelim. Gel şu gencin mezarına gidelim. Hazır ol korkacak ve üzüleceksin. Rabbine itaat etmemiş birinin yanına gidiyoruz. Madem ibret almak istiyorsun seyret o zaman; Vücudunun üzerinde binlerce ton yük varmış gibi nasıl bunaldığını görüyor musun, ya kalbindeki yalnızlık dünyada güvendiği herkes onu şimdi terk etmiş. Keşke onu burada terk etmeyecek işler yapsaydı. Pişmanlıktan nasıl çığlıklar attığını duyuyorsun değil mi ? Ne kadar yazık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş durumda ve bu yol onu cehenneme götürecek. Bakıyorum yüzün sarardı bu gördüklerin azabın en hafifi. Neyse birde cehennemde çekeceklerini anlatıp seni daha fazla üzmeyeyim
Gel şimdide şu güzel kokuların geldiği mekana gidelim karşıya bak yüzündeki tebessümü görüyor musun ? Allah’ın rahmetinden ne kadarda memnun. Yanındaki parlak yüzlü arkadaşını gördün mü ? Aslında onlar dünyada da arkadaştılar. Bu gördüğün parlak yüzlü kişi burada yatan gencin namazıdır. O dünyada hiç vefasızlık etmeden devamlı namaz kıldı. Namazı da Allah’ın izniyle kabirde ona en vefalı dost oldu. Ona hizmet eden diğerlerini görüyor musun ? İşte onlarda gördüğün gencin dünyada yaptığı güzel amellerin karşılığıdır. Ne kadar da mutlu değil mi ?. Mutlu. Çünkü buradan cennete gidecek cenneti görecek oradan da her şeyden daha değerli olan Cemalullah’ı müşahedeye hak kazanacak. Evet,istersen artık çıkalım.
Kabristan genç adamın yanına yaklaştı elini yavaşça delikanlının omzuna koyarak gözlerine derin derin baktı ve ister şimdi ister yaşlanınca mutlaka benim yanıma geleceksin, sakın ola seni burada terk edecek yalancı dünyaya aldanma. Etrafına bir bak burada kıymeti olan tek şey insanın güzel amelleridir. Mal,makam ve şöhret burada işe yaramaz ve unutma:

DOST İSTERSEN ALLAH YETER
ARKADAŞ İSTERSEN KUR’AN-I KERİM YETER
NASİHAT İSTERSEN ÖLÜM YETER

Genç adam bu sözlerin tesiri ile titrerken hayali arkadaşı da yanından uzaklaşıyordu. Arkasından uzun uzun baktıktan sonra diz çöküp ellerini kaldırdı: “Rabbim ne olur beni kendinden ayırma,fani şeylere bel bağlatma ve beni sevdiğin kullardan eyle” dedi ve ağladı ağladı…

devamı   | 0 yorum   |   36 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Zemzem suyu

Zemzem

1-) Avrupa`da labaratuarlarda yapılan araştırmaya göre Zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır.
2-) Yine aynı araştırmaya göre diğer sulara nazaran çok daha besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır.
3-) Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldigi şu anki teknolojiye göre bile bilinemiyor. Yakınlarinda hiçbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan almasi imkansız. Nasıl oluyor da yıllardir suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.
4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir.
5-) Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını karşılamaktadır ve hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir.
6-) Dünya Sağlık Örgütü (WHO)`nün raporlarına göre Dünya`daki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri.
7-) Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre Dünya`da içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.

devamı   | 0 yorum   |   9 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Tabiat eczanesi
SARMISASK:

Sarmısak çok faydalıdır.Başta tam bir antibiyotik yani mikrop öldürücüdür.

Dizanteri Kabızlık Kanser Bronşit verem siyatik astım varis vs. hastalıklarına çok faydalıdır. Ayrıca

Dolaşım bozukluğunu giderir
Solucan tenya şerit düşürür
Mide bağırsak gazını giderir
Kalp rahatsızlığını giderir
Eksoz gazına panzehirdir
Mesane taşlarını düşürür
Böbrek taşına mani olur
Cilt hastalıklarını önler
Bağırsakları yumşatır
Damar sertliğini önler
Güç ve kuvvet verir
Romatizmayı hafifletir
İnsana canlılık verir
Tansiyonu ayarlar
Hazmı kolaylaştırır
Ateş düşürücüdür
Yorgunluğu önler
Balğamı söktürür
İştah açar

devamı   | 0 yorum   |   8 views   |  31 Temmuz 2008
 
  eplepsi
eplepsi hastalığı da allah’ın verdiği ve yok ettiği bir hastalıktır:a32:
devamı   | 0 yorum   |   7 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Hiç merak ettiniz mi kalp niye solda
Hiç merak ettiniz mi kalp niye solda

Vücudumuzun içinde her şey çok farklı: Kalp, dalak ve pankreas solda, safra kesesi ve karaciğer sağda… Peki neden kalp sağda değilde solda?

İşte cevap:

Hatta akciğer gibi çift organlar da sağ ile sol arasında morfolojik farklılıklar sergilerler: Sağ akciğer için üç lob ve sol için de iki lob. Bağırsaklar da sürekli aynı yönde dolandığından yanaldır.

Peki nasıl oluyor da, başlangıçta bütünüyle simetrik olan embriyo sağı soldan ayırıp organlarını yanlamasına dizebiliyor?

Bilim adamları uzun zamandır bu sırrı çözmeye çalışıyorlardı. Nihayet amaçlarına ulaştılar. Son yıllarda, bu organizasyonun, embriyonun birkaç hücresinin yüzeyindeki küçük kirpikler tarafından gerçekleştirilen rotasyon hareketlerinin sonucu olduğunu belirlediler.

Kararlı bir rotasyon

Nice Sophia Üniversitesi’nde gelişim biyolojisi ve kanser araştırma, işaretleme enstitüsünü yöneten Stephane Noselli, 2004 yılından beri yapılan araştırmaların, simetriyi kıran bir yapı olarak kirpiklerin rolünü gittikçe daha fazla kanıtladığına dikkat çekiyor.

Her şey "düğüm"le başlıyor

Her şey otuz yıl kadar önce, Kartagener sendromu olarak bilinen, ender rastlanan genetik bir hastalığa yakalanan kişilerin incelenmesiyle başladı.
Son on yılda fareler üzerinde yapılan sayısız araştırma ve özellikle de, aynı zamanda hem kirpikleri hem de iç asimetriyi etkileyen mutasyonların incelenmesi bu asimetrinin nerede başladığının keşfedilmesini sağladı.

Her şey "düğüm" düzeyinde başlıyor. Bu düğüm, gastrülasyon olarak adlandırılan, embriyonun gelişiminin erken bir evresinde (2. hafta), ventral kutupta oluşan geçici, küçük bir çöküntü.

Bu aşamada, embriyo hala tam olarak simetriktir ve sırtın, karnın, başın ve ayakların neye dönüşeceğine karar vermiştir. Bu düğüm, her biri birer kirpikle donanmış, son derece sıkışık 200 ila 300 hücreden oluşur.

Gizemli sinyal

Ancak 1998 yılında Hirokawa ekibinden Shigenori Nonaka video-mikroskopi sayesinde bunun herhangi bir kirpik olmadığını belirledi. Nedeni ise, organizmamızın önden arkaya doğru açılıp kapanan klasik kirpiklerinin (iç kulak, solunum mukozaları) tersine, düğüm kirpiklerinin moleküler yapıları nedeniyle, saatin akrep ve yelkovanı doğrultusunda dönmeleridir.

Shigenori Nonaka embriyonun simetrisini bu hareketin bozup bozmadığını anlamak amacıyla düğümü yıkayan embriyon dışı sıvıya floresan bilyeler ekleyip kımıldamalarını seyretti. Hepsi aynı doğrultuda, sola doğru hareket ediyordu. Bu ilginç fenomen bilim adamları tarafından "düğümlü akım" olarak adlandırıldı.
Bu akım oldukça belirleyiciydi. Kirpiklerin dönerken meydana getirdikleri bu akım embriyoyu asimetrik kılmak amacıyla soluna gizemli bir sinyal gönderiyordu.

Peki ama niye sol?

Bununla birlikte ufak bir sorun söz konusu: Bir rotasyon hareketinin bir tarafta akım yaratırken diğer tarafta yaratmaması için hiçbir neden yok.
Nobutaka Hirokawa’nın ekibi geçen yıl ultra hızlı bir kamera sayesinde bu baş ağrıtan soruyu cevaplamayı başardı. Rotasyon eksenini üç boyutlu inceleyen ekip, bunun embriyonun 40 derece arkasına yönelmiş olduğunu belirledi.

Kirpikler embriyonun iç simetrisini nasıl kırıyorlar?

Embriyon gelişiminin ilk iki haftasında tamamen simetriktir. Simetri kırılması embriyonun yüzeyindeki çukur olan ventral düğümde meydana gelir. Bu düğüm kirpikli hücrelerden oluşmuştur. Bu kirpikler sıvıyı karıştırıp embriyonun soluna iterek morfojen moleküllerin konsantrasyonunu sağlarlar.

1. Kabarcıklar meydana gelir. Düğümün hücreleri organların konumunda rol oynayan morfojen kabarcıkları serbest bırakırlar.
2. Kirpikler harekete geçer. Bir saatin akrep ve yelkovanı doğrultusunda dönen kirpikler kabarcıkları sola doğru iterler.
3. Kabarcıklar solda birikir. Kabarcıklar solda birikerek kirpiklerin karşısında patlar ve morfojenleri salıverir.
4. Simetri kırılır

Morfojenler hücre içinde asimetriye yol açan bir dizi olayı tetiklerler
Başka bir deyişle, kirpik eğer embriyo yüzeyinden uzakta dikilmişse etkili bir harekete yol açıyor; düğümün hücrelerine sürtündüğünde ise, etkisiz bir hareket oluşturuyor. Sonuçta da, embriyonun soluna doğru, sağdakine kıyasla çok daha önemli bir akım oluşuyor. Peki tüm bunlar asimetriyi açıklıyor mu?
Bu akımın organların yanlamasına sıralanmasını nasıl gerçekleştirdiği tam olarak bilinmediği için bu soruya kesin bir evet yanıtı verilemiyor.

İki model

Ancak yine bu konuda da son sözü 2005 yılında Nobutaka Hirokawa söyledi. Japon araştırmacı kirpikli hücreleri inceleyebilmek amacıyla bunları hücre zarının lipitlerine bağlanan floresan bir maddeyle belirginleştirdi.
Kendisi araştırmalarıyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor:

"Sadece düğüm hücrelerini incelemeyi düşünürken, o zamana kadar bilinmeyen bir madde olan, çapları 0.3 ila 5 mikrometre arasında değişen ve sola düğüm akımıyla iletilen küçük kabarcıklar belirledik."

Hirokawa bunları NVP (Düğüm kabarcık parçacıkları) olarak adlandırıyor. Bu keşif tam da, düğüm akışının asimetriyi nasıl tetiklediğini açıklamak için iki modelin çarpıştığı bir döneme denk geldi.

Birinci senaryoya göre, bu akım düğümün çevresindeki kirpikler tarafından tamamen mekanik bir şekilde hissediliyor. İkinci model ise, bu akımın o zamana kadar bilinmeyen morfojen (canlılarda dış şekillerin oluşumu.) molekülleri embriyonun solunda topladığını öngörüyor.

Morfojen hipotezi

Nobutaka Hirokawa, keşfettikleri düğüm kabarcık parçacıklarının morfojen molekül hipotezini güçlendirdiğini belirtiyor. Hirokawa’ya göre, düğümün her bölgesinden yayılan bu kabarcıklar daha sonra düğüm akımı tarafından embriyonun sol tarafına taşınıyorlar.

Burada da patlayıp içlerindeki Sonic Hedgehog ve retinoik asit moleküllerini salıveriyorlar. Bu ikisi de organların asimetrik sıralanmasında rol oynuyor.
Bu moleküller hücre içi kalsiyum düzeyini yükseltirken, bunu genlerin asimetrik aktivasyonu izliyor. Embriyonun organojenez olarak adlandırılan (5-8 hafta) gelişim sürecinde bu genlerin ürünleri organların yerleşimini belirliyorlar.
Nobutaka Hirokawa, memelilerdeki asimetrinin sayısız hücre sürecinin koordinasyonunun iyi bir örneğini oluşturduğunu kaydediyor.

Böylece göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede, kirpikler kalbi sola yerleştiriyor. Daha sonra diğer kilit işlevleri yerine getirmek üzere başka kirpikler devreye giriyor. Bu işlevler, nöronlara yer değiştirtmek, solunum yollarını artıklardan temizlemek ve spermlerin devinimini sağlamak olarak sıralanabilir

İŞTE RABBİMİN BİR HİKMETİ DAHA…

devamı   | 0 yorum   |   5 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Lösemi Nedir ,Tedavi yöntemleri ,Korunma yolları
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LÖSEMİLER:

Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35′ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.

Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır.

Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, bey,n ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır.

BELİRTİLERİ:

Çocuklarda lösemi hastalığının belirtileri:

İştahsızlık

Kansızlık

Zayıflama

Bacaklarda kemik ağrıları

Cilt altında kanamaları (kırmızı noktalar veya morarmalar)

Burun ve dişeti kanamaları

Ateş

ilk gözlenen bulgulardır.Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir.

Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir.

Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır.

TEDAVİSİ:
Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir.

Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85′lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır.

TEDAVİ ESASLARI ve İLK TEDAVİ:

Çok yüksek doz, birbirinden farklı en az 6 çeşit ilacın 4-6 hafta içerisinde damardan ve ağızdan verilmesidir. Burada amaç, blast adı verilen kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir.

Ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca kötü hücreleri etkilememekte, vücudumuzun iyi, faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle, çocuklarımızın saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında yaralar açılmakta, halsizleşmektedirler. Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden immün sistem yıkılmakta, en ufak bir mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır.

Bu nedenle lösemili çocuklarımız etraflarındaki insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar.

devamı   | 2 yorum)   |   114 views   |  31 Temmuz 2008
 
  doganın guzellıklerı!!!
arkadaslar badem yagını kaslara ve kprıklere kullanınız guclendırır ve cogaltır. ayrıca yılan yagı ve badem yagı sac dokullmenız varsa azaltmya ve saclarınızın gur olmasına yardım edr. kaysı yagı da yuzunuzdekı sıvılcelerı ve sıyah noktaları cıkarır.pamuga dokup yuzunuzu silmenız yeter ama bunu yapmadan once yuzunuzu gul suyula sılın gul suyu yuzu en iyi temızlıyen ve rahatlık hıssı verendır.daha sonra kaysı yagını degenıyın cok fazlada kullanmayız.
devamı   | 1 yorum   |   7 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Guatr
Ünlü bir doktorun verdiği bilgilere göre dere otu guatr rahatsızlığı olanlara çok iyi geliyormuş. Yakın bir tanıdığım bunu denemiş muayeneye gittiğinde dr.lar ameliyatmı oldun? diye sormuşlar nodülleri oldukça küçülmüş bunun yanında kiraz saplarını suda kaynatarak içmenizi öneririm.
devamı   | 0 yorum   |   6 views   |  31 Temmuz 2008
 
  soguk su ve buz denyn arkadaslar
arkadaslar yuzumuz için super bı canlılık buz parcalarını sabahları ve aksamları yuzunzde gezdrn gzlerınızın altnda bekletın yuze canlılık getırıyor ve torbalardn uzak tutar eger maden suyunu buz halıne getrpyaparanız olu hucrelerden arınır yuzunuz denemenızın tavsıye edrm. soguk suya gelnce dustan cıkmadan 1 kac dk sguk suyun altnda durun aman dkkt edn usutmeyın soguk su sıck sudan faydalıdır vucudumuzda kan dolasımını hızlandırırdn buda ii bır vucuda sahıp olmamız saglar…..
devamı   | 1 yorum   |   2 views   |  31 Temmuz 2008
 
  keneasisi
Selamünaleyküm arkadaslar!
Birkac gün önce televizyonda gördügüm bir haberi paylasmak istiyorum.
Avrupada insanlarin kene asisi oldugunu ve türkiye henüz bu asinin
arastirma kisminda oldugu söylendi. Avrupada insanlar istedikleri zaman asi olurken türkiyede insanlar hala kene virüsünden ölüyorlar denildi.
Ben almanyada yasiyorum ve agustos`da türkiyeye gelicem insaalah.
Gitmeden önce kene asisi yaptirmak istedim.Doktorum burada yapilan asinin türkiyede gözlenen kenevirüsüne karsi korumadigini söyledi cünkü türkiyedeki kenelerin tasidigi virüsle buradakilerin tasidigi virüs farkli dedi.
Emin olmak icin iki doktora daha danistim ve ayni seyleri duydum.
Yani bazi kanallarin söyledigi gibi avrupada bu kenevirüsünün asisi varda,
türkiye bu ilaci getirtip vatandasina asi yapmiyor degil.
Zaman ayirip okudugunuz icin tesekkürler.
devamı   | 0 yorum   |   1 views   |  31 Temmuz 2008
 
  23 yil kola fabrikasinda calisan biri niçin hiç kola içmez.
23 yil kola fabrikasinda calisan birisinin naklettigi …
gelen iddia;
malumunuz kola denilen içeceğin en temel hammaddesi meyan köküdür ve meyan kökü ile beslenen canlilar arasinda fare de bulunmaktadir. büyük sirketler tonlarca üretim yaptiklari icin kepcelerle toplamaktadirlar meyan köklerini ve tonlarca topladiklari için de fareleri ayiklamaya ugrasmamakta daha dogrusu ugrasamamaktadirlar. bu yüzden de meyan köklerini içindekilerle beraber preslemekte sadece kalan deri, ayak, bacak parçalarini elekten geçirerek ayiklamaktadirlar. meyan köklerinin suyunun yaninda farenin kani, mide özsuyu vs. gibi sivilar da karismakta renk siyah oldugu için estetik açidan bir sorun olmamaktadir. tabi kola üretimi yapan sirketin kimyasal yöntemlerle bunu sagliga zararsiz
hale getirme ihtimali de var… bu olayi anlatan kisi calistigi 23 yil boyunca bi bardak bile kola icmemis.
:a20::a20::a20::a20:
devamı   | 0 yorum   |   6 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Hakan Şükür iddialarına F.Bahçe’den cevap

G.Saray’la sözleşmesi sona eren Hakan Şükür’ün, F.Bahçe’ye gitmesi için çalışmalar başlatıldığı yönünde medyada yer alan haberler üzerine F.Bahçe’den açıklama geldi.

devamı   | 0 yorum   |   4 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Çorum 1 ayda 3. şehidini verdi

Biri astsubay ve biri de polis olmak üzere Temmuz ayı içerisinde iki şehidine ağlayan Çorum, şimdi de Sivas’ta terör örgütü PKK ile girilen çatışmada şehit düşen uzman çavuş için gözyaşı döküyor.

devamı   | 0 yorum   |   3 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Talabani’den Erdoğan’a telefon

Irak Devlet Başkanı Talabani, Başbakan Erdoğan’ı telefonla arayarak, Anayasa Mahkemesinin AK Parti hakkındaki kararından dolayı kutladı.

devamı   | 0 yorum   |   0 views   |  31 Temmuz 2008
 
  AK Parti’ye 2Ş+1F Formülü ne?

Radyo7′de açıklamalarda bulunan Cafesiyaset.com Genel Koordinatörü Adnan Öksüz, AK Parti kapatma davasının ardından ilginç bir formül önerdi…

devamı   | 0 yorum   |   2 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Muş’ta feci kaza 4 ölü, 12 yaralı

Muş’ta lastiğinin patlaması sonucu minibüs takla attı. Meydana gelen trafik kazasında 4 kişi öldü, 12 kişi yaralandı.

devamı   | 0 yorum   |   3 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Askeri araç kamyona çarptı 6 asker yaralı

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde Jandarma Komutanlığına ait panzerin kamyona çarpması sonucu 6 asker yaralandı.

devamı   | 0 yorum   |   2 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Ribery yeniden bıçak altına yatıyor

Bundesliga Şampiyonu Bayern Münih’te forma giyen Fransız yıldız Franck Ribery’nin ayak bileğinde yaşadığı sakatlık nedeniyle ikinci kez ameliyat masasına yatacağı bildirildi.

devamı   | 0 yorum   |   2 views   |  31 Temmuz 2008
 
  Edgar Davids’te sakatlık şüphesi

Kocaelispor’un renklerine bağlamak istediği, dünyaca ünlü Hollandalı yıldız futbolcu Edgar Davids’in İzmit’e gelişi sakatlık şüphesi nedeniyle gecikiyor.

devamı   | 0 yorum   |   0 views   |  31 Temmuz 2008
 
     
 


 



  Fatih’i “Fatih” Yapan Âlim: Molla Gürani
  Çanakkale Vadilerindeki Yeşil Kuşlar
  Akşemseddin ve Hacı Bayram-ı Veli hazretleri
  Dünyanın Eğimini Hesaplayan Ahmed Fergani
  Evrim Anoforu Üzerine Bir Tedkik
  İnsan Beyni “Allah’a İnanmaya Programlanmı
  Hücre Tesadüfü Reddediyor
  Çocuğum uyumak istemiyor!
  Renklerin kıyafetleriniz üzerindeki etkileri
  Dua kaderi değiştirir mi? – Muhammed Bozdağ
  Sevdiğini Söyle
  Taziyename
  Evrim Aldatmacası ve Bilim
  ‘İbn-i Sina’ Hayatı, Eserleri, Sözleri [Tıbba Yön Veren Tabip]
  Kur’ân-ı Kerim Türkçe Meâli “Nas Sûresi”
  Uçmayı Başaran İlk Türk ‘Hezarfen Ahmed Çelebi’
  İnternet hızınız yavaşsa ‘SpeedGuide TCP Optimizer’
  Emanet ‘Yaşanmış Öykü’
  Fatih’i “Fatih” Yapan Âlim: Molla Gürani
  Çanakkale Vadilerindeki Yeşil Kuşlar
  Akşemseddin ve Hacı Bayram-ı Veli hazretleri
  Dünyanın Eğimini Hesaplayan Ahmed Fergani
  Evrim Anoforu Üzerine Bir Tedkik
  İnsan Beyni “Allah’a İnanmaya Programlanmı
  Hücre Tesadüfü Reddediyor
  Çocuğum uyumak istemiyor!
  Renklerin kıyafetleriniz üzerindeki etkileri
  Dua kaderi değiştirir mi? – Muhammed Bozdağ
  Sevdiğini Söyle
  Taziyename
  Evrim Aldatmacası ve Bilim
  ‘İbn-i Sina’ Hayatı, Eserleri, Sözleri [Tıbba Yön Veren Tabip]
  Kur’ân-ı Kerim Türkçe Meâli “Nas Sûresi”
  Uçmayı Başaran İlk Türk ‘Hezarfen Ahmed Çelebi’
  İnternet hızınız yavaşsa ‘SpeedGuide TCP Optimizer’
  Emanet ‘Yaşanmış Öykü’