Soru: Cinsi sapikligin cezasi nedir?

Soru:Cinsî sapiklarin bazilari erkekle iliski kuruyor, bazilari da hayvanla. Erkegin erkekle, yahut hayvanla iliski kurmasinin Islâm hukukundaki cezasi nedir?
Erkegin erkekle cinsî iliski kurmasi günahlarin büyügü, hatalarin azîmidir. Böyle kimselerin bedenleri mikrop yuvasi haline gelir, nefret ve tiksinti lâseleri durumuna düserler.
Islâm hukukunda livatanin cezasi, bazi yerde idamdir, bazi yerde zina cezasi gibidir. Bazi durumlarda da hâkimin takdir edecegi tazir cezasi verilir. Tazir cezasi, dâvâyi gören hâkimin takdirine göre çogalir, azalir. Pisligin mahiyetine göre cezanin derecesi de farklilik arzeder.
Hayvanla iliski de kesinlikle haramdir.
Imamlarin ittifakiyla böyle bir sapiga verilecek ceza, yine hâkimin takdirine göre azalip çogalan tazir cezasidir. Imam-i Safiî Hazretleri bunun günahliginin siddetine bakarak zina gibi ceza görmesi gerektigini de ifade etmistir.
devamı
|
0 yorum |
17 views |
29 Kasım 2008 |
Sigara mekruh mudur?

Soru: Bazi kimseler sigaranin haram oldugunu söylerken, bazilari da helâl oldugunu iddia ediyorlar. Kimileri ise ne haram, ne de helâl, sade mübahtir, diye kesin konusuyorlar. Bu mevzuda sizin bilginiz nedir?
?Bilindigi üzere sigara, Islâm?in ilk asirlarinda mevcut degildi. Her kötülük gibi sigara da içimize son asirlarda gayr-i müslim ülkelerinden sokulan bir
bid?at oldu. Bu sebeble, sigara hakkinda kesin bir dinî emir bulmak, buna göre yine kesin bir dinî hüküm vermek mümkün olmamaktadir. Buna ragmen sigara için kesin hüküm verenler, sigarayi hakkinda kesin hüküm bulunan seylere benzetiyor, benzettikleri o sey hakkindaki hükmü sigaraya da tesmil ediyorlar. Bu benzetme ise çok farkli sekilde oluyor; haram yahut helâl gibi, ihtilâf ve farkli izahlar da buradan meydana geliyor. Hakikat sudur ki, sigara, hiçbir fayda saglamayan, ama mutlaka adamina göre farkli dozlarda zararli olan bir içki maddesidir.
devamı
|
4 yorum) |
42 views |
29 Kasım 2008 |
Peygamber Efendimiz’den altın tavsiyeler

![]() Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz’in yanına gelerek, “Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.” der. Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, “Ne istiyorsan sor.” buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:
İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?
Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.
İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.
İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.
İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.
Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.
devamı
|
1 yorum |
39 views |
29 Kasım 2008 |
Kıyâmete yakın yeryüzü manzaraları…

![]() Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz
şöyle buyurmuşlardır
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, öldürme ve zorbalıktan başka bir yolla idareye sahip olunamayacaktır. Gasp ve cimrilikten başka bir yolla zenginliğe, dinden çıkma ve nefsânî arzulara tâbi olmaktan başka bir yolla da diğer insanların sevgisine (arkadaşlık ve dostluğuna) ulaşılamayacaktır.
“Kim bu zamana kavuşur ve zengin olması mümkün iken fakirliğe, sevgilerini kazanma imkânı varken nefretlerine, azîz(haysiyet ve itibar sahibi) olmaya gücü yeterken zillete sabrederse; Allah o kuluna, beni tasdîk eden elli sıddîk sevâbı verecektir.” (Minhâcü’s-Sâlihîn, 4, 1637, Tahâvî rh. rivâyet etmiştir)
Bir başka hadîs-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
devamı
|
1 yorum |
28 views |
29 Kasım 2008 |
Her şey fanidir. Ancak, O’nun hakikati Bakî’dir. ( ALLAH CC )

Bir gece sohbet ederlerken kapı vurulmuş,
dışarıdan kalabalık bir grup;
”Şeeeems dışarı çıkkk!” diye bağırmıştı.
Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişçesine:
”Çıkma” diye yalvardı.
Zat boyutundan, Hikmetten öte Kudretten bakan Şems gülümsedi:
”Telaşlanma, verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir” diyerek kapıya yöneldi.
Mevlana: “Ne sözü, nereye, niyeee?” diye yapıştı ellerine…
Şems, yıllardır sakladığı sırrı söyledi:
“Şam’da Rabbime yalvarmış, aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim.
Rabbim seni verdi, sende seyrettim…”
İyi işte, seyre devam edelim, dedi Mevlana.
Şems; ”Rabbim de bana demişti ki, o aynayı verirsem ne bağışlarsın?
Tereddütsüz şöyle demiştim; Başımı veririm!…”
Şems dışarı çıktı. Sadece bir “Allah” nidası duyuldu.
Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyor,
ama ne baş, ne ceset, ne de katiller gözükmüyordu!…
Aşkları sır olmuştu.
Mevlana’yı sahiplenenler,
Onu paylaşmak istemeyenler şehit etmişti Şems’i.
Aşkın doğasıydı en yakın çevrenin tahammülsüzlüğü!…
Aşkın doğasıydı Firkat!..
Dünyada, ulaştığında seni neşelendiren ne varsa,
o vuslat zamanında ondan ayrıldığını bir düşün!…
Seni neşelendiren şeyle niceleri neşelendi,
fakat sonunda rüzgar gibi geçti, sahibine vefa göstermedi.
Gönül: Sana da vefa etmez, seni de terk edip gider,
o senden vaz geçmeden, sen ondan vaz geçmeye bak!…
“Her şey fanidir… Ancak O’nun hakikati Bakî’dir!..”
devamı
|
0 yorum |
3 views |
28 Kasım 2008 |
Dili İncitme Gönül şiir

![]() 
Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül..
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül..
Başın olsada yüksek, gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek,yolu incitme gönül…
Mevla verince azma, geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül..
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül..
Sevmekten geri kalma, yapan ol,yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül..
Konuşmak bize mahsus,olsada bir güzel süs,
Ya hayır de, ya da sus, dili incitme gönül..
devamı
|
1 yorum |
18 views |
28 Kasım 2008 |
|
|